Ankara Eryaman Montessori Eğitimi

Montessori Eğitimi Nasıl Olmalıdır?

Amacı bireyde istendik ve olumlu davranış değişikliği gerçekleştirmek olan eğitim; doğumla başlayıp, ölene kadar devam eden bir süreçtir. Ebeveynlerin, bebekleri doğduğu günden itibaren en önemli uğraşı ise bebeklerinin iyi bir eğitim almasıdır. Bebeklerinin eğitimi için araştırma yapan anne babaların son zamanlarda çok sık duyduğu kavramlardan biri de montessori eğitimi yöntemidir. Peki her geçen gün popülerliği artan bu eğitim yönteminin amaç, yöntem ve uygulanabilirliği nedir?

Montessori Eğitim Yöntemi Nedir?

İtalyan pedagog ve antropoloji uzmanı Maria Montessori tarafından 1900’lü yılların başlarında geliştirilen bir yöntemdir. İlk olarak öğrenme geriliği olan çocuklarla çalışmalar yapan Maria Montessori, 1907 yılında kendi okulunu açmıştır. Bu okulda normal gelişim düzeyindeki çocuklarla çalışarak; öğrenmede metot değil, çocuğun kişiliğinin ön plana çıkarılması gerektiği sonucuna ulaşmıştır.

Yaklaşık 100 yıldır tüm dünyada tanınan ve uygulanan montessori, çocuk merkezli bir eğitim yaklaşımıdırMontessori eğitim yöntemi temelinde her çocuk özeldir; her çocuğa kendi özellikleri ve gelişimsel hızına uygun, aktif olacağı, süreci yönetebileceği ve bağımsız bir öğrenme ortamı hazırlanmalıdır. Bu ortam bireye potansiyelini geliştirebileceği, yaratıcı fikirler üretebileceği, keşifler yapabileceği faaliyetler ve doğal yaşantılar sunabilmelidir.

Montessori Eğitimi Hangi Prensipleri İlke Edinir?

Çocukların duygularına ve ruhuna önem veren montessori eğitimi, çocuğu merkeze alırken bazı temel ilkeler doğrultusunda hareket etmektedir. Bu ilkeler çocukların özgürce keşfedebileceği, kendi hatalarını denetleyerek telafi edebileceği, sosyal ilişkilerini kendi istekleri doğrultusunda kurabileceği ve özgür seçimler yapabileceği bir eğitimin olmazsa olmazıdır.

Montessori İlkeleri

  • Çocuğun Kişiliğine ve Seçimlerine Saygı Gösterilmelidir

Her çocuğun farklı olduğu ilkesine dayanan bu eğitimde, temel prensip çocuğun kişiliğine, gelişim özelliklerine, isteklerine ve öğrenme şekline saygı duymaktır. Çocuğa kendini ifade edebileceği ve özgür seçimler yapabileceği ortamlar yaratmak, çocuğa saygı duymanın en önemli göstergesidir.

Montessori çocuğa “Sulu boya ile çiçek temalı bir resim çizeceğiz.” demez. Çocuk eğer isterse resim yapar ve konusunu, çalışma yapacağı ortamı ve kullanacağı boyayı da kendisi seçer. Bu yöntem ile büyüyen çocuklar bağımsızdır. Bağımsız bireyler ise hem kendine hem de başka insanlara saygı duyarlar.

  • Çocuğun Gelişimindeki Kritik Dönemleri Dikkate Alır

Çocuklarda belirli yaş aralıklarında belirli özellikler ön plana çıkmaktadır. Belirli özelliklerin geliştiği ve ilgili davranışın en iyi öğrenildiği bu dönemlere kritik dönem denir. Montessori yaklaşımı, çocuğun o gelişim alanında en istekli olduğu kritik dönemi yoğun faaliyetlerle destekleyerek, olumlu davranış değişikliği gerçekleştirilmesini sağlar. Örneğin, 1-3 yaş arası konuşma için kritik dönemdir. Bu nedenle montessori bu yaş aralığındaki çocuğa, dil gelişimini desteklemek için yoğun, kesintisiz ve disiplinli faaliyetler sunar. Çocuk bu faaliyetler sırasında kendi gelişimini doğal olarak takip ederek, doğal bir süreç içerisinde ilerler.

  • Farklı Yaş Gruplarının Bir Arada Eğitilmesinden Yanadır

Montessori metodu, farklı yaş gruplarının bir arada eğitim alması gerektiğini savunur. Çünkü karma yaş grubunda; küçük yaştaki çocuklar büyük çocukları taklit ederek öğrenirken, büyükler de küçüklerle liderlik rollerini geliştirirler. Karma yaş grupları; 0-3, 3-6, 6-9, 9-12 ve 12-15 yaş aralıklarındaki çocuklar bir arada olacak şekilde hazırlanır. Böylece fazla yaş farkından kaynaklanabilecek olumsuzlukların önüne geçilmiş olur.

  • İlk 6 Yaş Önemlidir

Montessori, bireyin karakterine dair temellerin ilk 6 yaş içerisinde atıldığını kabul eder. İlk altı yaş sağlam temeller atan birey, sonraki yıllarda o temelin üzerine sağlam, kendine güvenen ve kendini gerçekleştirmiş bir karakter inşa edebilir.

Bu dönemin ilk üç yılında bebekler, çevrelerindeki yaşantılar aracılığıyla sayılar ve renkler gibi bilişsel kavramları, konuşmayı ve duyguları pasif bir şekilde çevrelerinden edindikleri yaşantılar aracılığıyla öğrenirler. Ancak üç yaşından 6 yaşa kadarki süreçte öğrenme daha aktif gerçekleşir. Çocuk sadece çevrenin sunduklarıyla değil, kendi zekâ ve bilinciyle araştırarak çok yönlü bir gelişim gösterir.